YAŞAM
Bu işlemde ise kemiğin içindeki ilikle birlikte küçük bir kemik parçası alınır. Biyopsi, plazma hücrelerinin sayısının daha iyi tespit edilmesini sağlar. Biyopsiden sonra uyuşukluk hissetmeniz ve işlem yapılan bölgede biraz kanama görülmesi normaldir.
İskelet Radyografileri (kemik incelemesi)
Miyelom kemiklerde incelmeye veya erozyona neden olabileceğinden doktorunuz sizden öncelikle radyolojik olarak kemik incelemeleri isteyecektir. Dolayısıyla herhangi bir kemik hasarını görmek için bir dizi röntgen çektirmeniz gerekir. Ayrıca röntgen filmleri yeni kemik hasarlarının tespit edilmesi için de kullanılabilir. Kemik hasarı olan bölgeler röntgen filminde siyah gölgeli alanlar şeklinde görülür ve ‘litik lezyonlar’ olarak adlandırılırlar.
Manyetik Rezonans (MR) ve Bilgisayarlı Tomografi (BT)
Bazen kemiklerin daha da ayrıntılı incelenmesine ihtiyaç duyulur; o zaman MR (manyetik rezonans) görüntüleme veya BT (bilgisayarlı tomografi) çektirmeniz gerekebilir. MR görüntülemesi sonucu bazen röntgende görülmeyen kemik ve kemik dışı miyelom varlığı ve dağılımı saptanabilir. BT taramaları ise daha fazla ayrıntı sağlar ve röntgende görülmeyen kemik hasarı alanlarının görülmesini kolaylaştırır. BT’de damarınıza özel bir kontrast madde enjekte edilebilir, bu madde görüntülerin daha belirgin olmasını sağlar. Enjeksiyonun ardından bir süre damarlarınızda sıcaklık hissetmeniz normaldir. Ancak böbrek rahatsızlığı ya da alerji riski olanlarda bu madde kullanılmaz.
PET-BT ise pahalı olmakla beraber miyelomun kemik lezyonlarında son derece tatmin edici bilgiler sağlayan bir radyolojik yöntemdir.
Paraprotein ölçümü
Miyelomu teşhis etmek ve tedavinin sonuçlarını izlemek amacıyla çeşitli kan ve idrar testleri kullanılır. Hastalığın tanısında kullanılan en önemli testlerden biri kan ve idrarda anormal protein varlığının gösterilmesidir. Bu amaçla yapılan testler aşağıdadır:
Anormal protein ölçümü, miyelom teşhisi için önemli olmasının yanı sıra miyelomun aktivitesindeki değişikliklerin saptanması için de kullanılır. Uygulanan tedavinin yanıtı da yine bu testlerle değerlendirilir.
Tedaviden sonra ölçülebilir düzeyde anormal protein (paraprotein) yoksa tam yanıt (complete response, tam remisyon) kabul edilir. Tedaviden sonra paraprotein düzeyi anlamlı düşmüş ve yine de ölçülebilir düzeyde ise kısmi yanıt (parsiyel yanıt) olarak adlandırılır.
Hemogram ölçümü
Paraprotein düzeyini ölçmek dışında başka testler de önemlidir. Bunların ilki hemogram testidir. Hemogram ile akyuvarlar, alyuvarlar ve trombositlerin sayı ve dağılımları hakkında fikir edinilir. Bu hücrelerin sayılması şu nedenlerle önemlidir:
Böbrek fonksiyonu
Böbrek fonksiyonları miyelomlu hastalarda çok önemlidir. Böbrek tutulumu miyelomun bir parçası olduğu gibi tedaviler nedeniyle de oluşabilir. Böbreklerden süzülen atık maddeler olan üre ve kreatinin düzeylerinin ölçümü bu nedenle gereklidir. Yüksek üre ve kreatinin düzeyleri böbrek fonksiyonlarının kötü olduğuna işaret eder.
Kalsiyum ölçümü
Kalsiyum normalde kemikte bulunan bir mineraldir. Kemiklerinde miyeloma bağlı aktif kemik hastalığı olan hastalarda kalsiyum, kemikten kana geçer. Bu da kanda kalsiyum düzeylerinin yüksek olmasına yol açabilir (hiperkalsemi). Kalsiyum yüksekliği bulantı, kusma, iştah kaybı, aşırı susama, sık idrar yapma, kabızlık, karın ağrısı, adale güçsüzlüğü, konfüzyon, yorgunluk gibi önemli bulgulara neden olur.
Beta-2 mikroglobulin ve albümin
Miyelomda kullanılan risk sınıflamasında beta-2 mikroglobulin ve albümin değerlerinin büyük önemi vardır. Albümin değerinin düşük ve beta-2 mikroglobulin değerinin yüksek olması olumsuz bir hastalık seyrini işaret edebilir.
Bu işlem, kemiğinize (genellikle kalça kemiği) iğne ile girilerek yapılır. Uzman bir kişi tarafından yapıldığında çoğu kez sorunsuzdur. Hastalar bu işlemi genellikle gözlerinde çok büyütür, gerçekte ise riski çok düşük olan bir uygulamadır. Uygulama çoğunlukla lokal anesteziyle yapılır. Kemik iliğinizdeki mevcut plazma hücrelerinin yüzdelerinin tespiti amacıyla başvurulan bir yöntemdir.
Normal kemik iliğinde yüzde 5’ten az plazma hücresi vardır; miyelom hastalarının kemik iliğinde ise yüzde 10 ile 90 arasında plazma hücresi bulunur. Bu test tedavinin başında ve sonunda tekrarlanabilir.
Vücuttaki her hücrede genlerden oluşan kromozomlar bulunur. Bu genler, hücrenin tüm faaliyetlerini kontrol eder. Miyelom hücrelerindeki kromozomların yapısında kimi değişiklikler meydana gelirken, vücudun diğer hücrelerinde hiçbir farklılık olmaz. Bu testlerle kemik iliği biyopsisi, kromozomlardaki muhtemel değişiklikler için de incelenir.
Sitogenetik testler hastalığın seyrinde önemli belirteçlerdir ve mümkün olduğu durumlarda mutlaka yapılmalıdır. Ülkemizde en önemli zorluk maliyet ve bu testlerin yapılacağı teknolojinin her merkezde bulunmamasıdır.
Bize iletin, uzman hekimlerimiz cevaplasın