YAŞAM
Sadece miyelom hastaları değil, tıbbın tam şifa sağlayamadığı tüm hastalıklarda insanlar alternatif tıp yöntemlerine başvuruyor. Geniş bir pazar olarak görüldüğü için bu alan, neredeyse sadece ticari amaçlar güden kişi ve kurumların istilasına uğramış durumda. Dolayısıyla bu tür faaliyetlerde öncelikle başvurulan insanların uzmanlık alanları ve eğitimlerini büyük bir dikkatle araştırmak gerekiyor.
Hiçbir zaman unutmayın ki alternatif tıp kontrolsüz ve tuzaklarla dolu bir alandır.
Bu alana ilgi duyuyorsanız; bilmelisiniz ki, hiçbir alternatif tıp yönteminin etkinliği bilimsel olarak kanıtlanamamıştır. Eğer öyle olsa alternatif değil, klasik tıp içinde kendi yerini alırdı. Bilmelisiniz ki, bu yöntemler genelde hastalıksız ve toplam sağ kalım sürelerini etkilememektedir.
Bu durum alternatif tıbbın her zaman yanlış, klasik tıbbın ise her zaman doğruyu söylediği anlamına da gelmiyor. Elbette alternatif tıbbı görmezden gelmek ve inkâr etmek de doğru ve gerçekçi bir yöntem değil. Ne var ki herhangi bir yan ürün kullanmaya ya da başka bir tedavi almaya başlamadan önce doktorunuza danışmayı asla ihmal etmemelisiniz. Zira alternatif tıpta kullanılan çoğu ürünün, bitkisel temelli olduğu için sağlığa zarar vermeyeceği konusundaki genel yargı tamamıyla asılsızdır. Unutmayın ki kullandığınız pek çok ilaç da aslında bitkilerden üretiliyor. Üstelik bazı bitkilerin toksik tesirleri yanında, tedavinize de olumsuz etkileri olabilir.
Aleo vera
Halk arasında sarısabır otu olarak bilinmektedir. Ana vatanı Afrika’dır, Türkiye’de Demre civarında bulunmaktadır.
Oral kullanımdan ziyade topikal kullanım için uygundur. Yanıklar, iyileşmeyen deri lezyonları, sedef hastalığı, radyasyon dermatitinin önlenmesinde ve tedavisinde etkindir.
Topikal olarak kozmetik sanayiinde de kullanılmaktadır.
Türkiye’de oral sıvı formu, bir Alman ve bir Amerikan firması tarafından özellikle kanser hastalarına mağaza dışı mümessillerle pazarlama yöntemi ile satılmaktadır.
Kemoterapi esnasında kesinlikle alınmaması gerektiği bizzat Alman firması yetkililerince belirtilmiştir.
Bulantı, kusma, ishal sonucunda potasyum kaybı ve dermatit gibi yan etkileri vardır.
Çörek otu
Daha çok çörek, börek, pide yapımında lezzet vermek amacıyla kullanılan çörek otu Hipokrat ve Galen zamanından beri bilinmektedir. Enerji verici olarak ve karaciğer ve sindirim sistemi hastalıklarında kullanılmıştır.
Antibakteriyal ve anti kanser etkileri belirsizdir, yapılan çalışmalar da fare modellerindedir. Üstelik bunlarda da etkinliği kanıtlanamamıştır.
Tadı acı olduğundan yağı veya tohumlarının balla karıştırılarak yenmesi önerilir.
İştah açıcı etkisi özellikle kemoterapi ve diğer nedenlere bağlı anorekside önemli olabilir.
Ekinezya
Mor koni çiçeği olarak bilinen bu bitkinin ana vatanı Kuzey Amerika’dır. Genelde köklerinden elden edilen ekstre tablet veya kapsül formatında satılmaktadır. Avrupa’da ise oral sıvı formu daha yaygındır.
Soğuk algınlığı ve gribe karşı özellikle kış aylarında immün stimulan olarak kullanılmaktadır.
Kanser oluşumunu önlediğine dair delil yoktur.
Etkinliği bilinmemektedir.
Isırgan otu
Türkiye’de kanser hastaları samimi bir şekilde sorgulandığında ısırgan otu kullanmayan çok az hastanın olduğu görülür.
Deneysel bir çalışmada ısırgan otu özellikle prostat kanseri hücre kültürlerinde tümörü önleyici etki yapmıştır. Ancak bu etki insanlarda kanıtlanmamıştır. Eğer bir fare değilseniz çok büyük bir etki beklemeyin.
Fazla miktarlarda tüketilmesi özellikle kemoterapi ile birlikte bulantı ve kusmada artışa ve hatta karaciğer toksisitesine neden olmaktadır.
Kullanım sonrası karaciğer koması vakaları bilinmektedir.
Özellikle kemoterapi sırasında ısırgan otu alınmamalıdır.
Zakkum
N Olander bitkisinin yapraklarından elde edilen bir sıcak su özütüdür.
Anzirvel adlı özüt ABD’de faz 1 çalışmalar boyutunda toksisite nedeni ile yasaklanmıştır.
Kardiak gliokozitler içeren bu özüt, dijitallerle (kalp yetmezliğinde kullanılan bir ilaç grubu) beraber alınırsa ölümcül olabilir.
Yan etki olarak bulantı, kusma, karın ağrısı, morarma, kan basıncı düşüklüğü, yüksek ateş, anksiyete görülür. Hiperkalsemisi, hipokalemisi, bradikardik veya KKY olan hastalarda ölüme sebep olabilir. Kalsiyum düzeyi ile ilişkili sorunları olan miyelom hastalarında kesinlikle kullanılmamalıdır.
Hastaların herhangi bir nedenle bu ekstreyi kullanması mutlaka engellenmelidir.
Kaynak: Uzm.Dr. Emel Üçgül Çavuşoğlu / Bayındır Hastanesi Tıbbi Onkoloji Ünitesi
Bize iletin, uzman hekimlerimiz cevaplasın