2 Nisan 2020
Koronavirüsün yayılmasını önlemek amacıyla fiziksel mesafeyi doğru ayarlayabildiğimiz sürece, sosyal bağlantıları koruyarak ve aktivitelere devam ederek direncimizi artırmamız mümkündür. Görülüyor ki kendi kendine izolasyonu ilk deneyimleyen bizler değiliz; tarihi yeniden yaşıyoruz. O dönemde önemli bir ticaret merkezi olan Venedik başta olmak üzere Avrupa’yı kasıp kavuran hıyarcıklı veba salgınının yayılmasını durdurmak için 27 Temmuz 1377’de Dubrovnik’e 40 günlük bir karantina uygulanmıştı. Aslında karantina için 30 gün (trentino) yetersiz bulununca izolasyon süresi kırk güne uzatılmıştı. Sevk edilen ürünler ve postalar da çeşitli teknikler kullanılarak karantinaya alınmış ve tütsülemeye tabi tutulmuştu.
Bütün bu yapılanlar gerçekten de İŞE YARAMIŞTI ve dünyamız o günleri de geride bıraktı.
COVID-19’a Dair Yeni Bilgiler ve Bu Haftanın Tavsiyeleri
- İzlanda: İzlanda’da toplanan veriler önemini korumaya devam etmektedir. Şimdiye kadar toplam nüfusun %5’ini oluşturan yaklaşık 17.900 kişi COVID-19 enfeksiyonu için test edildi. İlk sonuçlar, İzlanda nüfusunun %1’inin sonuçlarının pozitif çıktığını ve bu kişilerin %50’sinde HİÇBİR belirti görülmediğini ortaya koyuyor. Nüfusun yaklaşık %13’üne (ortalama 50.000 kişi) test uygulanması hedefleniyor.
- Asemptomatik yayılım: Hem Almanya hem de Asya’daki çalışmalarda gördüğümüz üzere bugün elimizde bulunan veriler, asemptomatik bireylerin virüsü yayabileceği fikrini kuvvetle desteklemektedir. Enfeksiyonun erken evresinde boğaz bölgesinden yüksek düzeyde virüs yayılıyor.
- Temas izleme: İzlanda’da virüsün asemptomatik bireyler tarafından yayıldığı görülünce, enfekte olduğu düşünülen herkesi tespit etmek için çok sıkı bir temas izleme sistemi başlatıldı. Tespit edilen kişilere zorunlu izolasyon getirilmesi ve böylece virüsün daha fazla yayılmasının durdurulması amaçlanıyor. Bu uygulama, Asya’da yeni vaka sayısını sınırlandırmak için geliştirilen bir yöntemdir. Böylece virüsün geldiği kaynağı da (İtalya, Avusturya/İngiltere ve hatta ABD’nin Batı Kıyısı gibi) tespit etmek mümkün olabiliyor. Diğer taraftan COVID-19’un belirli alt mutasyonlarının tanımlanması, hastalık seyrinde görülen değişikliklerde (şiddetli ya da daha az şiddetli seyretmesi gibi) ilave bilgiler sağlıyor.
Miyelom Hastaları İçin Güvenlik Önerileri
Bu bilgiler, myeloma.org web sitesindeki Uluslararası Miyelom Vakfı (IMF) Miyelom Hasta Güvenliği ve Koronavirüs sayfasında bulabileceğiniz bilgilerle büyük benzerlikler içeriyor. Haberlerde her gün izlediğimiz üzere, bu süreci nasıl yönetebileceğimize dair öneriler geliştirilmeye devam edilmektedir.
Bu haftanın öne çıkanları şöyledir:
- Maskeler: Maskeler, enfekte olduklarını bile bilmeyen kişilerin COVID-19’u yaymasını azaltabilir. Çin Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi Genel Müdürü Dr. George Gao, bir röportajında maskeleri kullanmamanın büyük bir hata olduğuna inandığını söyledi. Ve bugün (2 Nisan Perşembe günü) Beyaz Saray, tüm Amerikalılara koronavirüsün yayılmasını önlemek için bez maske takmalarını önerdi. Sağlık personeli veya halka açık yerlerde başkalarıyla etkileşimde bulunmanız gerekiyorsa maske takmanız önemlidir. Değilse yine de daha dikkatli olmakta fayda var.
- Enfeksiyondan kaynaklı ciddi sonuçlara yol açabilecek riskler: Veriler aşağıdaki faktörlerin hâlâ önemli olduğunu gösteriyor:
- Yaş: Özellikle 70 yaş üstü
- Altta yatan hastalıklar: Diyabet, kronik akciğer/böbrek/kardiyovasküler hastalıklar ve yeterince iyi tanımlanamamış “bağışıklık yetersizliği” durumları.
- Miyelom hastaları için: COVID-19 enfeksiyonu; otolog kök hücre nakli (ASCT) için özellikle aşılama ya da toparlanma sürecinde kan değerlerinin iyileşmesini geciktirebilecek bir risktir. Şüphesiz ki bugün için ASCT’nin ertelenmesi en iyi karardır. Ayrıca bir hayli karmaşık bir işlem olan CAR-T hücre nakil tedavilerinin de beklemeye alınması gerekmektedir.
Miyelom Tedavi Sürecinin Yönetimi
Covid-19 salgını nedeniyle miyelom hastalarında kemik iliği nakli ertelenir mi?
Mayo Klinik uzmanlarından Prof. Dr. Vincent Rajkumar, Covid-19 salgını nedeniyle miyelom hastalarında kemik iliği naklinin ertelenip ertelenmeyeceğine nasıl karar verdiklerini 15 Mart’ta X (Twitter) hesabında paylaştı. Bize de paylaşımı hemen tercüme etmek kaldı…
- Yeni tanı almış tüm miyelom hastaları için salgın sona erinceye kadar tüm nakil sürecinin (kemik iliği toplama ve biriktirme dâhil) ertelenmesini öneriyoruz.
- Miyelom hastaları için hâlihazırda nakil planlanmışsa dahi tüm sürecin salgın sonlanıncaya kadar ertelenmesini öneriyoruz. Hastalarımız hastanedelerse kemik iliği toplanıp nakil işlemi ertelenebilir.
- Hastalığın çok ilerlediği ya da yüksek risk grubunda bulunan ve erken nüks beklenen hastalar için daha geç bir tarihe ertelenemeyecekse nakil sürecinin yürütülmesini öneriyoruz.
- Genellikle doktor görüşmelerini yüz yüze gelmeden uzaktan ziyaretlerle gerçekleştirmeye özen gösterin. (ABD’de genel sigortalar da özel sigortalar da bu tür görüşmeleri destekliyor.)
- Neyse ki günümüzde pek çok miyelom tedavisine hastaneye gelmeden evde devam edilebiliyor. Hastalarımızın çoğu bu yaklaşımlarla sıkıntısız takip edilebilecek. Tabii ki tüm nakilleri nükse kadar ertelemeyeceğiz. Ama şimdilik bu salgın bitinceye kadar böyle devam edeceğiz.
